PİYASALAR
USD44.95
EUR52.70
GBP60.70
CHF57.36
USD44.95
EUR52.70
23 Nisan 2026

TÜM KATEGORİLER VE ALT BAŞLIKLAR

SON DAKİKA
Munzur’un Karanlık Sırrı Aralanıyor: Gülistan Doku Dosyasında Eski Vali Tuncay Sonel Hakkında 'Delil Karartma' Soruşturması

Munzur’un Karanlık Sırrı Aralanıyor: Gülistan Doku Dosyasında Eski Vali Tuncay Sonel Hakkında 'Delil Karartma' Soruşturması

Kayıp Bir Hayat, Silinen Kayıtlar ve Devletin Zırhı: Gülistan Doku Dosyasında Tektanik Kayma

5 Ocak 2020 sabahı Tunceli’de başlayan ve aradan geçen 4 yılı aşkın sürede Türkiye’nin vicdanında dinmeyen bir sızıya dönüşen Gülistan Doku vakası, bugün hukuk tarihine geçecek bir dönemece girdi. Munzur’un soğuk sularında aranan sadece genç bir üniversite öğrencisinin bedeni değil, aynı zamanda adaletin ta kendisiydi. Bugün Ankara’dan gelen haber, o dönem Tunceli Valisi olarak görev yapan ve ardından Ordu Valiliği’ne atanan Tuncay Sonel hakkında başlatılan soruşturma, devletin en üst kademelerinde 'koruma refleksi' döneminin kapandığının sinyallerini veriyor.

Tunceli Munzur Nehri ve genel görünüm
Gülistan Doku'nun en son görüldüğü Tunceli ve çevresinde yıllardır süren arama çalışmaları sonuçsuz kalmıştı.

İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen mülkiye müfettişlerinin hazırladığı ön rapor, basit bir ihmalden fazlasına işaret ediyor. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında ortaya atılan "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" iddiaları, dosyanın seyrini tamamen 'idari bir kusurdan' 'ceza hukuku' konusuna eviriyor. Peki, 21 yaşındaki bir genç kızın kayboluşunda bir mülki idare amiri neden hedef tahtasına oturdu?

Zainal Abarakov ve 'Görünmez Eller'

Dosyanın merkezindeki baş şüpheli Zainal Abarakov’un babasının bir polis memuru olması, soruşturmanın ilk günlerinden itibaren kamuoyunda "cezasızlık" endişesi yaratmıştı. Gülistan'ın son görüldüğü köprü üzerindeki kamera kayıtlarının net olmaması, olay yerindeki incelemelerin geciktirilmesi ve Abarakov ailesinin şehirden ayrılmasına izin verilmesi gibi kritik detaylar, dönemin valisi Tuncay Sonel'in yönetim anlayışına yönelik sert eleştirileri beraberinde getirmişti.

"Bir valinin görevi sadece şehri yönetmek değil, o şehirde yaşayan her bir canın hukukunu korumaktır. Eğer deliller karartıldıysa, bu sadece bir suçun gizlenmesi değil, devletin temeline dinamit konulmasıdır."

Müfettiş Raporundaki Çarpıcı Bulgular

Haber merkezimize ulaşan bilgilere göre, müfettişlerin incelemesinde özellikle şu üç nokta üzerinde duruluyor:

  • Mobese Kayıtlarındaki Kesintiler: Olay günü ve sonrasında Gülistan'ın izini sürebilecek bazı stratejik kamera kayıtlarının 'teknik arıza' gerekçesiyle dosyaya girmediği iddiası.
  • Şüpheli Ailesine Sağlanan Kolaylıklar: Baş şüpheli ve ailesinin, soruşturmanın en sıcak anlarında il dışına çıkış süreçlerindeki idari müsamaha.
  • Arama Faaliyetlerinin Yönlendirilmesi: Arama çalışmalarının sadece Munzur Baraj Gölü üzerine odaklanarak, cinayet veya kaçırılma ihtimallerinin geri plana itilmesi için mülki otorite tarafından baskı yapılıp yapılmadığı.

STRATEJİK ANALİZ: Devlet Refleksinde Yeni Dönem

Tuncay Sonel hakkındaki bu soruşturma, Türkiye’deki kamu yönetimi ve yargı bağımsızlığı açısından bir 'turnusol kağıdı' niteliğindedir. Yıllardır süregelen "bürokrasi birbirini korur" algısı, bu adım ile sarsılmış durumdadır. İçişleri Bakanlığı'nın kendi valisi hakkında bu denli ağır suçlamalarla (TCK 281) soruşturma izni vermesi, iki temel mesaj barındırıyor:

  1. Siyasal İrade: Hükümetin, toplumsal hassasiyeti yüksek olan 'kadın cinayetleri' ve 'şüpheli kayıplar' konusunda, ucu kime dokunursa dokunsun ilerleme kararlılığı.
  2. Hesap Verebilirlik: Mülki idare amirlerinin 'dokunulmazlık' zırhının, somut delil ve ciddi iddialar karşısında artık koruma sağlamayacağı gerçeği.

Gelecek projeksiyonunda bu davanın, sadece Gülistan Doku’nun akıbetini belirlemekle kalmayıp, faili meçhul kalan diğer dosyalar için de bir cesaret kaynağı olacağını öngörüyoruz. Eğer soruşturma davaya dönüşür ve somut delil karartma bulgularına erişilirse, Türkiye yerel yönetimlerde 'şeffaflık' konusunda geri dönülemez bir eşiği aşmış olacaktır.

TCK 281: 'Yargı Görevini Yapanı Engelleme' mi?

Hukukçular, Tuncay Sonel hakkında yürütülen sürecin Türk Ceza Kanunu’nun 281. maddesi kapsamına girmesinin altını çiziyor. Bu madde, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla delilleri yok eden kişilerin 6 aydan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını öngörüyor. Ancak suçun bir kamu görevlisi tarafından görevi kötüye kullanarak işlenmesi durumunda ceza yarı oranında artırılıyor. Bu durum, Sonel için sadece bir idari ceza değil, aynı zamanda siyasi ve mesleki kariyerinin tamamen sonlanması anlamına gelebilir.

Doku Ailesinin 1500 Günlük Direnişi

Anne Bedriye ve abla Aygül Doku’nun adliye koridorlarında, baraj kapakları önünde ve Ankara’nın soğuk sabahlarında verdikleri mücadele, bugün resmi bir soruşturma dosyasına dönüştü. Aile, yıllardır "Vali bey bize söz vermişti ama bizi yanılttı" diyerek seslerini duyurmaya çalışıyordu. Bugün gelinen noktada, ailenin feryadı artık devletin resmi müfettiş raporlarında birer 'delil' olarak yer alıyor.

Sonuç olarak; Gülistan Doku davası artık sadece Tunceli'nin bir köyünde veya bir baraj gölünde değil, devletin liyakat ve adalet koridorlarında test ediliyor. Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların yargı önünde nasıl bir karşılık bulacağı, Türkiye’nin hukuk devleti olma iddiasındaki samimiyetini de gözler önüne serecek.

Sıkça Sorulan Sorular

Q: Tuncay Sonel tam olarak ne ile suçlanıyor?

Eski vali, Gülistan Doku soruşturması kapsamında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281) iddialarıyla suçlanmaktadır.

Q: Soruşturmayı kim başlattı?

Soruşturma, İçişleri Bakanlığı'nın talimatı doğrultusunda mülkiye müfettişlerinin incelemeleri neticesinde başlatılmıştır.

Q: Gülistan Doku davasında son durum nedir?

Gülistan Doku hala bulunamadı. Ancak valilik düzeyindeki bu soruşturma, dosyanın yeniden açılmasını ve delillerin baştan incelenmesini sağlayabilir.